canim efendim cok seviyorum diye biliyorum kendimi gercekden seviyormuyum seni ya Resulallah
gercekden özlüyormuyum seni ya Habib Allah kendime cok soruyorum bu soruyu.
ya diyorum sevgimde samimi degilsem... ya kendi kendimi avutuyorsam diye cok korkuyorum ya beni tanimassan o hak günde ne olurum ben ya bana sefaat etmessen o zorlu günde cekil dersen. ...
ya sen gelme dersen bana halim nice olur ya Rasull Allah cok korkuyorum Ya Rabbi habibine olan sevgimde
beni samimi eyle ! Onun adinin gectigi yerde tüglerimin ürperdigine Sen sahitsin Sen görüyor ve biliyorsun yarab bu aciz kulunu.
Ya Rabbi bu günahkar kulunun hislerini habibine bildir beni ona haberdar et o mübarek günde beni tanimakta güclük cekmesin.
efendim seni aniyorum hep seni seviyorum
senin arkadaslarinida seviyorum seni seven herkesi bende cok seviyorum basim gözüm üstüne canim efendim. s.a.v.
1-Sevgi bir hazinedir, bir sermayedir, bir güçtür. Bu gücü elde eden insan toplumun en zenginidir. Böyle zengin bir insan olmak ister misiniz?
2-Gerçek sevgi, hiçbir menfaatin buluşmadığı,temiz ve durudur. Korundukça kıymetlenir., harcandıkça çoğalır.
3-Yüreğin yakıtı sevgidir. Sevgisi tükenmiş bir yürekle hayat yolculuğuna çıkarsan, kurda, kuşa yem olursun.
4-Ana dilinden başka dil öğrenmek istiyorsanız, önce yürekleri birbirine bağlayn evrensel sevgi dilini öğrenin.
5-Çok sevilen bir kişi olmak istiyorsanız, çok seven bir kişi olmalısınız.
6-düşmanlarınızı da sevmesini bilin.Çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyler.
7-ALLAH, sevilenleri sevenlerin duasıyla korur.
8-Sevdiğiniz insanın iyi ve güzel taraflarını keşfedif, destekleyerek, sevginizi ortaya koyun ve yeşertin.
9-Sevdiklerinize, dostlarınıza sevginizi belli edin. Çocuklarınızı kucaklayın öpün. Bu sevgiyi yeşertir, tazeler ve artırır.
10-Sevmediğiniz insanların da sevilebilecek bir yanını bulmaya çalışın. Yoksa, dünya, birbirine düşman insanlar için cehenneme döner. Ayrıca yalnız sizi sevenleri sevmek, sevgi değildir, bir değiş tokuştur.
11-Eğer sevilmek istiyorsanız, siz de sevmesini bilmelisiniz ve sevilmeyi hak etmelisiniz.
12-Öğrenilmesi gereken en önemli şeylerden biri, her zaman sevecek bir şeylerin var olduğu gerçeğidir.
13-sevgide her zaman aşırılıklardan kaçının, dengeyi muhafaza edin. Çünkü sevgi ile nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. Bundan dolayı bazen düşmanlıklar, nefretler, dengesiz ve şiddetli sevgiden doğar.
14-Kolay ele geçen sevgi uzun yaşmaz Çünkü insan, katlandığı fedakarlıklar, çektiği ıstıraplar nispetinde sever, sevgisini olgunlaştırır ve uzun ömürlü olur.
Yeterince sevgi alamamak insana acı çektirir. Uzmanlar, nörotik davranışların, hatta zihinsel bozuklukların, sıklıkla, sevgi eksikliğinden kaynaklandığını belirtmektedirler. Ayrıca yapılan araştırmalar, fiziksel hastalıkların yüzde 87 gibi yüksek oranının yeterince sevgi alamamaktan kaynaklandığını göstermektedir.
Sevgi hem en büyük sermaye, hem de en büyük güçse; bir insanın en önemli önceliği sevgiyi elde etmek, onunla yaşamak ve onunla ölmek olmalıdır.
Elinde bir yaprak vardı. Onu uzun uzadıya süzdükten sonra, "Yazık!" dedi.
"Niye yazık?"
"Okuma yazma bilmiyoruz da ondan."
Şaşırdım. Okuma yazma bilmek ne kelime, iyi bir tahsil yapmıştı kendisi.
Kitap elinden düşmezdi.
"Biliyorsun ya!" dedim şaşkınlıkla.
Gülümsedi belli belirsiz.
"Asıl okuyuştan söz ediyorum. Sen hiç ağaç kitabını ya da yaprak sayfasını okudun mu mesela?"
"Hayır!"
"Okumadın, çünkü okuma bilmiyorsun. Bak, bu bir yaprak. Bir bakıma da sayfa... Bunda da yazılar yazılı. Bu da kâtibini, yazıcısını, sanatkârını bildiriyor. Çünkü o yazıcı kendini bu yaprakla da bize tanıtıyor. Bir mektup gibi göndermiş bize. Nasıl, bir mektup yazarını gösterir, bildirir, tanıtır, öyle de her bir yaprak onun ustasını anlatıyor, tanıtıyor, sevdiriyor. Şimdi ben bu dili, bu okuma biçimini öğrenmeye çalışıyorum."
"Ne dili bu?"
"İman dili... Bu dili bize Kuran öğretiyor."
"Nasıl yani?"
"Evrendeki varlıklar için ayet tabirini kullanıyor. Bakın, görün, düşünün, ibret alın diyor. Kuran gibi kâinat da bir kitap, onunda sureleri, ayetleri, kelimeleri var."
"İlk inen ayetteki 'oku!' emri bunu da kapsıyor mu?"
"Elbette! İki kitap var önümüzde. Biri kelam sıfatından, öbürü kudret sıfatından geliyor. Bunlar birbirini tefsir ediyor."
Bu şaşırtıcı açıklamaları dinledikten sonra yerden bir yaprak da ben aldım, birlikte okumaya başladık!
Alimler buyuruyor ki: Dostların kötüsü, senin için külfete giren, seni özür dilemeye mecbur bırakandır.
(Hz. Ali) İki arkadaşın aralarının açılması, fuzuli külfetler yüzündendir. Ziyaretine gittiği arkadaşı, lüzumsuz bir sürü zahmete, külfete girince, insan bir daha ziyaretine gitmez. (Fudayl bin İyad):
İki arkadaştan birinin diğerinden çekinmesi, mutlaka birinin kusurundandır. (Cüneyd-i Bağdadi)
Arkadaşlarından bana en çok ağırlık vereni benim için külfet ve zahmete giren ve bu suretle kendisinden çekindiğim kimsedir. Yalnız iken nasılsam, onunla beraber bulunduğum zaman da davranışımı değiştirmediğim kimseyi ise çok severim. (Cafer-i Sadık)
Çeşitli zahmetlere giren bir kimse, arkadaşına ağırlık vermiş olur. Bu suretle kendisinden çekinilir. Yalnız iken nasıl hareket ediyorsa, arkadaşı varken de öyle hareket eden kimse ile arkadaşlık kolay olur. Yanımızda ev kıyafeti ile duramıyan arkadaş bizden çekiniyor demektir. Bu ise samimi olamamanın alametidir. İki arkadaştan biri diğerinden çekiniyorsa, biri kusurlu demektir. Ülfetin şartı, külfeti terketmektir. Külfeti olmayanın ülfeti ve sevgisi artar.
Hadis-i şerifte, (Kendine reva gördüğünü, sana reva görmiyenin arkadaşlığında hayr yoktur.) buyuruldu. Arkadaşlarla iyi geçinmek, sadece onlara yük olmamak, onlara sıkıntı vermemek değil, onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmak demektir.
Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama, (Beni seven, arkadaşının eziyetine katlanır.) diye vahyetti. İhtiyaçlarımızı görecek, sıkıntılarımıza katlanacak arkadaş arıyorsak, arkadaş değil, bir hizmetçi arıyoruz demektir. İhtiyaçlarına koşacağımız, eziyetlerine katlanacağımız, dertlerine ortak olacağımız insanlarla Allah için arkadaş olmalıyız.
Hz. Aişe validemiz, (Mümin, müminin kardeşidir, onu ne ganimet bilir, ne de ondan çekinir) buyurdu.
Lüzumsuz tekliflerde bulunarak arkadaşa yük olmamalıdır! Mümkün mertebe ihtiyacını arkadaştan gizlemelidir! Ondan mal ve mevki istememelidir!
Hadis-i şerifte, (Sakın kimseden bir şey isteme! Kırbacın düşse de, başkasından isteme, inip kendin al!) buyuruldu.
Hz. Ebu Bekir, deve ile giderken, yular düştü, inip yuları aldı. Oradakiler, (Bize izin verseydin de biz alıp sana verseydik) dediler. Hz. Ebu Bekir, dedi ki: (Resulullah "Halktan bir şey isteme" buyurdu.)
Eshab-ı kiramdan Hz. Sevbanın, deve üzerinde iken kırbacı yere düşerdi de hiç kimseye, (Şunu bana verir misiniz) demez, deveden iner, kendisi alırdı.